Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında
Gün batarken Kayseri’nin taş sokaklarında yürüyordum. Havanın serinliği yüzüme çarpıyor, içimde karmaşık bir huzursuzluk bırakıyordu. 25 yaşındayım ve hala birçok şeyi kafamda netleştirememiş olmanın ağırlığını taşıyorum. Bu yürüyüş, duygularımı toparlamaya çalıştığım bir ritüel gibi. Cebimdeki küçük not defterimi çıkarıp birkaç satır karaladım. O anlarda tek başıma olmak, düşüncelerimi kelimelere dökmek bana iyi geliyor.
Hulkum Ne Demek Arapça?
Bugün kafamı kurcalayan bir şey vardı: “Hulkum ne demek Arapça?” Defterime yazdım, sonra yüksek sesle okudum. Bir anlam ifade etmesi gerekiyordu. Aslında basit bir kelime gibi görünüyor ama benim için anlamı derin. Arapçada “hulkum”, kişinin doğuştan sahip olduğu karakter, mizaç ve huy demekmiş. Kelimenin içinde bir sıcaklık var, bir tanımlama ve bir kabullenme hissi. İnsan kendini bu kelimeyle tanımlayabilir gibi geliyor; bütün eksikleri, hataları ve güzellikleriyle.
Geçmişin Gölgesinde
Bugünlerde geçmişimle çok yüzleşiyorum. Geçen hafta eski arkadaşlarımla buluştum ve fark ettim ki, yıllar bir bakışta gözden kaybolmuş gibi. Hepimiz değişmiştik ama içimdeki o eski ben hala bir köşede bekliyordu. Onlara gülümseyerek selam verdim, ama içimde bir boşluk vardı. Belki de “hulkum”un tanımı işte bu boşluğu kabullenmekti; ne eksik, ne fazla… sadece kendin.
Bir sahne var zihnimde: Çocukluk evimizin arka bahçesi. Babam eski tahta sandalyede oturuyor, ben de yere oturmuş, başımı dizlerine yaslıyorum. O zamanlar hayallerim vardı; belki dünyanın en cesur insanı olacağımı düşünüyordum. Şimdi o çocukluk hayallerine bakınca hem gülümsüyor hem de hüzünleniyorum. İşte Hulkum, o çocuğun korkularını, heyecanlarını ve umudunu içeriyor.
Beklenmedik Bir Mesaj
Telefonum çaldığında kalbim hızlı hızlı attı. Mesaj bir arkadaşımdaydı, uzun zamandır konuşmamıştık. “Nasılsın, uzun zaman oldu” yazıyordu. O an bir sıcaklık doldu içime, belki de umut, belki de özlem… Birden kendimi anlatmak istedim, bütün hislerimi açığa vurmak. Ama mesajın yanıtını yazarken duraksadım; kelimeler yetmez gibi geldi.
O sırada aklıma tekrar “Hulkum ne demek Arapça?” geldi. Doğru kelimeyi bulmak bazen çok zor. Belki de kendimizi başkalarına anlatmak, içimizdeki duyguları tarif etmek için kelimeler yetersiz kalıyor. Ama bu yetersizlik de insana bir şeyler hissettirdiği sürece değerli.
Bir Kafe Köşesi ve Düşünceler
Akşamüstü, sevdiğim kafeye oturdum. Pencerenin kenarındaki masaya iliştim. Dışarıya bakarken insanları izliyorum; herkes bir yerlere koşuyor, bir şeyler peşinde… İçimde hem yalnızlık hem de merak var. Kendimi izliyor gibi hissediyorum. Bir yudum kahve, bir sayfa defter… Ve tekrar “Hulkum” kelimesi.
O an fark ettim ki, hayatın küçük anları bize kendimizi hatırlatıyor. Hulkum sadece bir kelime değil, bir aynaydı bana. Kendi huylarım, sabırsızlıklarım, sevinçlerim ve kırılgan yanlarım hepsi bu aynada duruyordu. Ve bunu kabullenmek, bir parça özgürlük hissi veriyordu.
Geleceğe Bir Not
Defterime son bir satır yazdım: “Kendimle barışmalıyım, çünkü Hulkum benim, eksik ya da fazla.” Gülümseyerek kapattım defteri. Kayseri’nin sokaklarında yürümek, geçmişi hatırlamak ve geleceğe dair küçük umutlar taşımak… İşte bu duygular, hayatımın gerçek renkleri.
O gece eve dönerken yıldızlara baktım. Her yıldız bir düşünce gibi parlıyordu. İçimde hem huzur hem de bir merak vardı: Bu gece yazdıklarım yarın ne hissettirecek? Ama biliyorum ki, her yeni gün Hulkum ile yüzleşmek ve kendimi kabullenmek için bir fırsat olacak.
Her şeyden önce, Hulkum sadece bir kelime değil; kendi iç dünyamın, duygularımın, hayal kırıklıklarımın ve umutlarımın sembolüydü. Ve ben artık onu anlamıştım: Kendimle dürüst olmanın, kendimi olduğu gibi kabul etmenin adıydı.