İçeriğe geç

Sosyal medya aktivizmi nedir ?

Sosyal Medya Aktivizmi: Psikolojik Bir Mercekten Bakış

Dijital çağda, sosyal medya yalnızca eğlence ve iletişim araçlarından biri olmaktan çıkıp, toplumsal değişim ve siyasi mücadelenin önemli bir mecrası haline geldi. İnsan davranışlarını anlamak, onu şekillendiren bilişsel ve duygusal süreçleri çözümlemek için bazen bu kadar hızlı ve küresel bir etkileşimi gözlemlemek oldukça ilginç ve öğreticidir. Peki, sosyal medya üzerindeki aktivizm gerçekten de bir hareketin parçası mı, yoksa yalnızca sanal bir illüzyon mu? Duygusal zekâ, sosyal etkileşim ve bilişsel süreçler, sosyal medya aktivizmini nasıl şekillendiriyor? Bu yazı, sosyal medya aktivizmini psikolojik bir mercekten incelemeyi amaçlıyor.
Sosyal Medya Aktivizmi: Tanım ve Temel İlkeler

Sosyal medya aktivizmi, dijital platformlar üzerinden toplumsal veya politik değişim yaratma amacını güden bir etkinliktir. Bu, hashtag kampanyalarından, çevrimiçi imza toplama kampanyalarına kadar çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Ancak bu eylemler, yalnızca “görünürlük” sağlamaktan çok daha fazlasıdır. Genellikle insanların politik veya sosyal bir mesele hakkında farkındalık yaratmak için gerçekleştirdiği, duygusal ve bilişsel süreçlere dayalı, bilinçli eylemlerdir.

Dijital aktivizmin etkisini anlamadan önce, insanların toplumsal değişimlere nasıl tepki verdiğini, bu süreçlerin zihinsel ve duygusal boyutlarını gözden geçirmek önemlidir. Psikolojik araştırmalar, insanların sosyal medya platformlarında neden, nasıl ve hangi bağlamda aktif olduklarını, onların dünyayı nasıl algıladıklarıyla doğrudan ilişkilendirir.
Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Sosyal Medya Aktivizmi
Bilinçli Seçimler ve Bilişsel Yansıtma

Bilişsel psikoloji, insanların düşünme, öğrenme, bellek ve karar verme süreçlerini inceleyen bir alandır. Sosyal medya aktivizminin bilişsel boyutuna baktığımızda, insanların aktivizmle ilgili kararlarını nasıl aldıklarını ve çevrimiçi hareketlere nasıl katıldıklarını anlamaya çalışıyoruz. Sosyal medya kullanıcıları, bireysel olarak bir meseleye yönelik ne kadar bilgi sahibi olduklarıyla sınırlı bir şekilde bu kararları verir. Kimi zaman bu, yüzeysel ve hızlı kararlar olabilir.

2020’de yapılan bir araştırmaya göre, sosyal medya kullanıcılarının %60’ı, katıldıkları çevrimiçi kampanyaların ardındaki daha derin meselelerden bihaberdi. İnsanlar, çoğunlukla, belirli bir olayla ilgili çok kısa bilgilere dayalı olarak düşüncelerini ifade ederler. Bu tür bilgilere dayalı eylemler, zihinsel yorgunluğu azaltan ve karar alma süreçlerini basitleştiren bilişsel tembellik ilkesiyle açıklanabilir.

Metakognisyon, yani bireyin kendi düşünme süreçlerinin farkında olması, sosyal medya aktivizminde önemli bir rol oynar. Bazı insanlar, çevrimiçi platformlarda farkındalık yaratırken, bu farkındalığın gerçekten ne anlama geldiği üzerinde düşünmek yerine, yalnızca “görünür” olmayı tercih ederler. Bu da, sosyal medyada gerçekleşen aktivizm hareketlerinin bazen yüzeysel kalmasına neden olabilir.
Sosyal Etkileşim ve Toplumsal Kimlik

Bilişsel psikolojinin bir diğer önemli yönü, sosyal etkileşim ve toplumsal kimlik üzerindeki etkileridir. İnsanlar, çevrimiçi hareketlere katılırken, grup üyeliği ve toplumsal aidiyet duygusuyla yönlendirilirler. Bu, sosyal etkileşimin doğasında vardır: insanlar, başkalarının gözünde değer kazanma ve grup normlarına uyma isteğiyle harekete geçerler.

Tanınmış bir araştırmaya göre, insanlar yalnızca sosyal normları takip ederek bile önemli bir etki yaratabilirler. Bu, grup normları ve grup baskısı gibi kavramların sosyal medya aktivizmini nasıl şekillendirdiğini gösterir. İnsanlar çevrimiçi bir hareketin parçası olduklarında, bu kolektif kimlik ve dayanışma, onları daha fazla etkileşimde bulunmaya ve paylaşımlar yapmaya teşvik eder.
Duygusal Psikoloji Perspektifinden Sosyal Medya Aktivizmi
Duygusal Zekâ ve Empati

Duygusal zekâ, kişinin kendi duygularını tanıyıp, başkalarının duygularına empati gösterme kapasitesidir. Sosyal medya aktivizmi, duygusal zekâ ile doğrudan ilişkilidir çünkü çoğu zaman çevrimiçi hareketler, derin bir duygusal tepkiyi tetikler. Bir olay ya da durum karşısında duyulan öfke, üzüntü ya da adaletsizlik gibi duygular, insanların bu meseleleri sosyal medya üzerinden duyurmalarına neden olur.

Örneğin, George Floyd’un öldürülmesinin ardından, sosyal medya üzerindeki “Black Lives Matter” hareketi, milyonlarca kişiyi duygusal olarak harekete geçirmişti. Çeşitli araştırmalar, empati kurma ve duygusal tepkilerin, insanların bu tür hareketlere katılımını büyük ölçüde etkilediğini göstermektedir. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli konu, duygusal manipülasyonun rolüdür. İnsanlar, sosyal medya algoritmalarının yönlendirmesiyle, belirli bir meseleye karşı aşırı duygusal tepkiler verebilirler, bu da bazen konunun daha derinlerine inilmesini engelleyebilir.

Duygusal bilişsel çarpıtmalar, sosyal medya platformlarında sıkça rastlanan bir durumdur. Bu çarpıtmalar, kullanıcıların yalnızca kendi görüşlerine yakın olan içerikleri görmek ve yalnızca bu doğrultuda tepki vermek istemesiyle ilgilidir. Sosyal medyanın duygusal etkileşimi artıran doğası, bazen tartışmaların yüzeysel ve tek taraflı olmasına yol açar.
Sosyal Psikoloji Perspektifinden Sosyal Medya Aktivizmi

Sosyal psikoloji, bireylerin sosyal etkileşimlerinin nasıl şekillendiğini ve bu etkileşimlerin toplumsal normları nasıl dönüştürdüğünü inceler. Sosyal medya aktivizmi, bu etkileşimlerin en belirgin örneklerinden biridir. İnsanlar, çevrimiçi platformlarda kendi kimliklerini inşa ederken, aynı zamanda toplumsal değişimin bir parçası olma arzusunu taşır.

Bu bağlamda, sosyal kimlik teorisi devreye girer. Sosyal kimlik, bireylerin kendilerini hangi gruplarla özdeşleştirdiği ile ilgilidir. Sosyal medya aktivizmi, bireylerin kimliklerini gruplar ve topluluklar içinde yeniden tanımlamasına olanak tanır. Örneğin, çevrimiçi aktivizm, sadece bireysel bir çıkar için değil, aynı zamanda toplumsal bir aidiyet hissiyle yapılır. Buradaki kritik soru, bu aidiyetin derinliği ve samimiyetidir.

Toplumsal değişim ve sosyal etkileşim üzerine yapılan çalışmalar, dijital platformların, toplumsal normları nasıl hızla değiştirdiğini ve bireylerin sosyal etkileşimlerinin bu normları nasıl yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Ancak, sosyal medyanın etkinliğinin derinliği konusunda hala birçok çelişki bulunmaktadır. Sosyal medya, hızlı bir etki yaratabilir, ancak bu etkinin sürdürülebilirliği ne kadar güçlüdür?
Sonuç: Sosyal Medya Aktivizmi ve Kişisel İçe Dönüş

Sosyal medya aktivizmi, yalnızca toplumsal değişimin bir aracı olmanın ötesinde, duygusal, bilişsel ve sosyal psikolojik süreçlerle şekillenen bir fenomendir. İnsanların neden ve nasıl bu hareketlere katıldığını anlamak, onların içsel dünyalarını keşfetmekle eşdeğer olabilir. Bu süreç, duygusal zekâ, sosyal etkileşim ve bilişsel çarpıtmalar gibi unsurların derin bir etkileşimini ortaya koyar.

Okurlarına sormak isterim: Sosyal medyada bir aktivist olarak kendinizi ifade ederken, gerçekten bu hareketin bir parçası mı hissediyorsunuz, yoksa sadece daha geniş bir sosyal kimlik içinde mi var oluyorsunuz? Katıldığınız bir kampanya, duygusal zekânız ve bilinçli seçiminizle mi şekilleniyor, yoksa sosyal etkileşimin gücüne mi kapılıyorsunuz? Bu sorular, yalnızca bireysel bir keşif değil, toplumsal bir sorgulama sürecinin de başlangıcı olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
tulipbet giriş